Konferans

MU KITASI Dünyada efsanelere veya efsanevi söylentilere pek gülüp geçemiyorum bir devredir . Bu bir batıl inanç değil sadece yaşanmış bir hatırama dayanır Çocukluğumda o zamanki İstanbul un güzel ve nezih semti olan Laleliye yakın saraçhane başında kocaman çam ağaçlarının altında nezih bir park vardı .Akşamları akordyion çalar kızlara hava yapardık. Bir gün yaşlı bir adam parkın altında bir kocaman köşk olduğunu söyledi. Çocukluk bu! güldük geçtik. Derken belediye sarayı inşaatı başladı ve kazıları yapılırken altta bir koca Bizans sarayı harabesi ve bizim parkın altında da ona bağlı bir kocaman bina harabesi çıktı .
O gün bu gündür bu tarz söylencelerin altında bir hakikat ışığı var mı ? araştırırım. Bu çalışma da bu yönde gelişti. Atatürk Mu kıtası efsanesinin araştırılmasını dilediği zaman her konuda olduğu gibi bunda da haklıydı.
Elime geçirdiğim Mu ve Atlantis söylenceli her şeyi okudum.Hatta orta Asya Dan göçenlerin oluşturduğu ülkeleri ve Bering boğazı donmuşken Amerika kıtasına göçen orta Asyalı Türklerin kızıl derililerin Ataları olduğunun doğruluk derecesini araştırmak için çabaladım bu ilintiyi lisan bazında aynı konuyu araştıran bir Amerikalı bir kadın profesörle yazışmalar yaptım. Ancak bu sıralarda vefat eden ilk eşimin kanseri başlamış olduğundan bu girişim atıl kaldı.Atatürk kırmızı derilileri de araştırılmasını talep ettiğinde bu konudada haklı idi çünkü bu profesör kızıl derili lisanlarında bir çok Türkçe kelimeye rastlamıştı.Bu yazışmalar İzmire göçüm sırasında bit talihsız kazada bine yakın kitabımla ve tüm aile albumlarımla birlikte sel sularına kapıldı
Biz gelelim Mu kıtası Konusuna;
Batık MU kıtası efsanesi hakkında ilk belgelere 19 yüzyılda İngiliz ordusu subaylarından James Churcvard 1880 yılında Hindistan ve Tibette görevli iken ulaştı. Batı Tibette bir mabedi ziyaretinde mabedin baş rahibi Rishi İki yıl Churhword a üstatlık yaptı.Kendisi mason olan Churchward ın tekrisini kendi rahipler kardeşliği insiyasyon törenlerine benzeterek yakın bulmuş ve Mabette 15 000 yıldır saklanan Naacal Tabletlerini göstererek bu tabletlerin tercümesi için gereken ölü Naacal dilini de öğretmişti .
Tibetten Ülkesine dönen Churcward 50 yıla yakın bir zaman bu tabletlerde bahsi geçen batık Mu uygarlığının dünyadaki izlerini araştırdı Mısır,Paskalya adaları,Sibirya,Orta Asya Meksika yı taradı.
1921-23 seneleri arasında Meksika da Jeolog William Niven kazılarında 2600 adet tablet buldu . Bu tabletler ne Niven ne de Carneige Enstitüsü dil uzmanları tarafından okunamadı.
J.Churchward bu Meksika da bulunan 2600 tablete ulaştığında Bunların Budist rahip Rishi nin kendine öğrettiği Naacal dilinde olduklarını gördü ve çözdü. Aynı dilde tabletlerin kilometrelerce uzaklıkta başka kıtada bulunması ve Mu kıtasının batışından bahsetmesi hayret verici idi.
Curcvard ın araştırmaları ve kısıtlı tarih ve jeoloji bilgisi ve gezdiği ülkelede gördükleri ve dinledikler ile ile karmaşık bir zihinle Mu üzerine bir kitaplar yazması dünyada hayli yankı yaptı Doğal olarakta bu konu üzerinde bir sürü olumlu ve olumsuz tartışmalar doğurdu.Kanımca yalnız tabletlerin tecümelerini yazıp bilim kısmını bilim adamlarına bıraksaydı Bu gün daha derin bilgilere sahip olurduk.
Her iki tablet grubuda dünyanın büyük bir olay sonucu değişime uğradığını ve Bir medeniyetin ve bir kıtanın kaybolduğunu ifade etmekteiydi.
Churchwood a göre doğudan batıya yaklaşık 8000Kuzeyden güneye 5000 km boyunda büyük bir alan olduğunu Bu günkü Pasifik okyanusunda büyük bir alan kaplayan ve Hawai, Haiti, Fiji ve Paskalya adaları bu batık kıtanın su üstündeki yükseltileri olan bir kıta dan bahsetmektedir. Bu nedenle kültürleri birbirine benzemektedir denilmekte idi . Bu Daniken vari yaklaşım.Hem bilim hemde din çevrelerinde kabul görmedi. Dahada ilerisi giderek bu tabletlere göre Mu kıtası 70 000 yıllık bir geçmişe sahiptir dedi . Yine churcwarın ıddiasına göre Mu nun Dünyada kolonileri vardı.Bunlardan iki tanesi büyük bir gelişme göstererek Atlantis ve Uygur imparatorluklarını oluşturmuş tur..demekteydi.Bu dili bilen başka Batılı olmadığı için ne kadarı gerçek ne kadaı yorum olduğu anlaşılamadı. Ancak tabletlerin mu kıtasının varlığından bahsettiği de bir gerçekti
15 000 yıllık Tabletlerde dünyanın oluşumu için adeta bu gün kurgulanmış gibi ifadeler bulunmaktaydı.Bu tabletler göre Evren in başlangıcında sadece enerji vardı.Daha sonra bu enerji veya ruhtan evren doğdu.Kaos devresi başladı kaostan sonra oluşan değişik gazlar güneşin enerjisi ile bu karışık gazlar katılaştı hava ve su oluştu.Sular dünyayı kapladı. Güneş suyu ve havayı ısıttı.Toprak altındaki ateş üzerinde su bulunan toprakları yükseltti.Güneş ışıkları suyun zeminindeki balçıkta ve suda ilk hayatın yumurtalarını RNA_ DNA yı oluşturarak.Sudan ilk hayat çıkarak dünya yayıldı denilmekte idi.
Tabletlere göre yaratılış efsanesinde ana unsur olan güneş mu kıtasının dini İnanışlarını da etkilemiş tanrı ra-mu adı ile anılmıştır. Ra mu dilinde güneş anlamına gelmekte idi . Güneş o kadar kutsaldı ki imparator güneşin oğlu ünvanını taşıyordu.Rahipler insiye sistemi ile eğitilirken mabetlerin tavanı açık oluyor güneşin işiğında yeni rahipler insiye ediliyordu ışığında yeni rahipler insiye ediliyordu.Yani güneşle kul arasına hiçbir şey giremiyordu.(mason mabetlerinin tavanının gök yüzü olarak sembolize edilmesi de buradan kaynaklanmıştır.) Mu dinsel diyagramında üçgen içindeki daire ve ortasındaki nokta tanrının insanlar üzerindeki gözünü temsil eder bu daireyi çevreleyen iç içe geçmiş iki üçgen iyiliğin ve kötülüğün bir arada olduğunu üçgenin yukarı dönük ucu tanrıya ulaşmayı aşağı dönük ucu ise yeniden doğuşu remiz eder.Bu da masonik sembollerde kendini göstermektedir. Üçgenlerin dışındaki çember başka alemlerin de olduğunu dıştaki 12 fisto ise İnsanın uzak durması gereken 12 kötü eğilimi remzeder.altta olan 8 uzantı ise İnsanın kamil insana ulaşması içın katledeceğe yolu remzeder.Bu taz semboller Atlantis kanalı iel Hermes e Mısıra Pisagor kanalıile antik yunana ve Masonluğa kadar ulaşmıştır.
Bütün ezoterik sırların kabul ettiği insiyasyon törenleride Naacal tabletleri Kaynaklıdır.
Bu tabletlere göre 1-Tanri tektir ve her şey ona dönecektir. 2-Ruh ve beden birbirinden ayrıdır.Ruh(enerji)yaşar beden ölür. 3-Ruh mükemmeli aramak için değişik bedende yeniden doğar. 4-Mükemmelliğe ulaşan ruh tanrıya döner onunla birleşir.
Naacal öğretisinin tanrısal enerji yani nurdan çıkmış olan dört nurun dört temel gücün kainatı kaostan düzene geçirmiş olmasına dayanır.Bu dört büyük İnşaatçı,dört büyük mimar,dört büyük geometri üstadı olarak adlandırılır.Bunlar Ateş,su,toprak ve rüzgardır.David Nivenin bulduğu tabletlerde ki muhtelif geometrik şekıller ve muhtelıf haçların bir kısmı bu dört geometrik nuru anlatmaktadır.
İnsana masalsı gelsede Naacal tabletleri ve ezoterik insiyayonlar dünyanın dör bir yanında durup durur ken doğmamıştır. Homo Erectus yerini tam atamız olan homo sapien e bıraktıktan sonra aynı beyine sahip olduğumuz bu canlı ile hiçbir tekamül yaşamadan 200 bin yıl geçirdiğini düşünmek biraz saflık olmaz mı ? Mu nun tekamül etmeden yaşaması biraz Avrupa fanatizmine dayanmaktadır. Nedense avtrupa insanı rengi değişik olana,dini değişik olana, giyimli ve giyimsiz olana hep tepeden ve hep geri zekalı diye bakmıştır.Bu saf bir fanatizmdir. Yunan kültürünün tabanında Mısır hermes okulu hatta yunan tanrılarında ve törenlerinin bazılarında mısır izleri olduğu gibi haztalık yapan küçük ve gözle görülmeyen canlılardan bahseden ib i sinanın yerinde Robert Koch Hatta Amerilka yı keşfettiği söylenen Kristof Kolomb veya Amerco Vespuci nin yerinde Uygur göçü veya En azından Vikingler vardır. Bu ve benim için ayrı bir konferans konusudur.
SAYGİLARIMLA ERDAL URAN
SANTESSON HANS STEPHAN Batık Uygarlık Mu CHURCHWALL JAMES The secret symbolls of mu ERİC VON DANİKEN Kozmoz ve ötesi HİSTORİCALL SENSE Archives Grolier araştırma enistitüsü raporları
.