Konferans

16.Yüzyıl Hem Fransa taasup içinde yüzdüğü bir dönemdir.Karanlık düşünceler.Paris halkını Saint Bartelami katliamı gibi korkunç eylemlere itebiliyor öz gür düşünce dini taasubun altında yok oluyordu. Din adına kral adına her türlü düşünceye karşı çıkılıp binlerce cinayet işleniyordu . Yalnız 24.nisan.1572 de 9.Charlesin emri ile PARİSTE 3000 den fazla Protestan sokaklarda katledilmişti,
Engizisyon Avrupa nın sokaklarında at koştururken hür düşüncenin bahtsızlığını gören Montaıgne ömrünün 20 yılını batıya hür düşüncenin Alay etmeden gülümseyerek akıl yolu izler dünyayı.O nagöre herkes birbirini değil kendini adam edebilir. Adam olmaksa Kendini yontmak kendini bilmekle başlar. Bir yazısında derki BEN DENEMELERİMİ YARATTİM DENEMELERİM BENİ.
Bundan 500 yıl önce Avrupaya serbest düsüncenin kapılarını açmış olan Montaıgne için bir Avrupalı yazar derki Avrupa ülkelerinden tercümesi Yapılan her kitapta biraz ama Avrupanın bu günkü medeniyetini doğuran Düşünce şeklinin altında çokca Montaigne vardır.
Gerçektende Montaigne tüm insanları sever her düşünceye hürmetkardır ama MENFAATÇILARA ,TAASSUBA,MEGALAMONLARA karşıdır. Onları çatık kaşlarla eleştirir. Hayatı çok kolay yaşamamıştır. Ama yaşamı sever.
Kendi düşüncelerini başkalarının düşünceleri ile zenginleştirmeği o öğretmiştir Avrupaya.Bir yazısında der ki HER AKLIN ORTAYA ÇIKABİLMESİ İÇİN BAŞKA BİR AKLA İHTİYAÇ VARDIR.
Tüm insanları sever Montaigne.Bakın şu cümlelerindeki insan sevgisine BİR FRANSIZIM AMA BÜTÜN İNSANLARI HEMŞEHRİM OLARAK KABUL EDİYORUM. BİR POLONYALIYI BİR FRANSIZMIŞ GİBİ SEVEBİLİRİM. DÜNYA İLE AKRABALIĞIMI FRANSA İLE OLAN AKRABALIĞIMDAN ÜSTÜN SAYIYORUM. KENDİ KAZANDIĞIMIZ TEMİZ DOSTLUKLAR NERDE….? KAN BAĞI İLE BAĞLI BULUNDUĞUMUZ ZORAKİ DOSTLUKLAR NERDE…….!
Montaigne nin gayesi İnsanın günlük hayatına kaday inerek onu yaşarken düşünmeye düşünürken yaşamaya ve düşünürken kendini aşmaya yani kendini yontmayan itmektir.
Onun sistemi hiçbir sisteme girmeden düşünme yoludur.Özgür düşüncelidir insanarın yerine düşünüp ben bunu çözdüm sizin yerinize düşündüm demez, Aksine sizde bir düşünün etrafınıza ve içinize bakın,eğer bir ip ucu istiyorsnız İşte benimki der. İnsan onu okurken kendi düşüncesinin tırmanabildiği zirvelerde bulur kendini.
Evet şimdi onun düşünce bahçesinden biraz dolaşalım.
Önce çoğunuzun en korktuğu noktadan başlıyalım.
ÖLÜM ------------------------------------------------------------------------------------------------ Sokrates’e 0tuz zalimler seni ölüme mahkum etti demişler.Sokrates gülümsemiş Doğa da onları.demiş.
Mademki önüne geçilmez,ne zaman gelirse gelsin.BÜTÜN DERTLERİN BİTTİĞİ YERE GİDECEĞİZ DİYE DERTLENMEK NE BUDALALIK. Başımıza bir defa gelen ve geldiği andan sonra bir şey hissetmeyeceğimiz Ve bir anda olup biten şey için ömür boyu veya günlerce dertlenmek akıl Yolumudur.. Ölüm uzun ömür ile kısa ömür arasındaki farkı kaldırır.Yaşammayanlar için ömrün kısası veya uzunu yoktur. Aristo Hypanes ırmağında tek gün yaşayan küçük canlılar olduğunu söyler. Bu hayvanlardan sabahın sekizinde ölen genç akşamın beşinde ölen ihtiyar Ölmüş sayılır.Bu kadarcık ömrün mutlusunu mutsuzunu hesaplamak bize gülünç gelir.Oysa sonsuzluğun yanında dağların nehirlerin yıldızların hatta bazı hayvanların yanında bizim ömrümüzün de uzunu kısası gülünçtür. Evren sizin hatırınız için düzenini değiştirecek değil ya! Ölmek !yaradılışımızın bir şartıdır.Ondan kaçmak kendinizden kaçmaktır. DÜNYAYA GELDİĞİNİZ GÜN BİR YANDAN ÖLMEĞE BAŞLARSINIZ. ÖLÜMÜN ÖLMEKTE OLANA ETTİĞİ ÖLMÜŞ OLANA ETTİĞİNDEN DAHA CAN YAKACIDIR. Aklınızı kullanıp sizi ölüme yaklaştıran her günü doya doya yaşadı iseniz Gülegüle gidin. Lucretisun dediği gibi NİÇİN HAYAT SOFRASINDAN KARNI DOYMUŞ BİR DAVETLİ GİBİ KALKIP GİDEMİYORSUN.
HAYAT KENDİ BAŞINA NE İYİDİR NE KÖTÜ ONA İYİ VEYA KÖTÜYÜ KATAN SİZSİNİZ DOLAYISI İLE ÖLÜME DE ÖYLE.
Ölüm size sağken kötülük etmez çünkü sağsınız.Ölü iken kötülük etmez çünkü hayatta değilsiniz .
HAYATIN DEĞERİ UZUN YAŞANMSINDA DEĞİL İYİ YAŞANMASINDADIR,
Öyle uzun nyaşamışlar vardır ki hiç yaşamamışlardır.Şunu anlamakta geç kalmayın. HAYATIN DEĞERİ UZUN YAŞANMASINDA DEĞİL İYİ YAŞANMASINDADIR.DOYA DOYA YAŞAMANIN SIRRI YILLARIN ÇOKLUĞUNA DEĞİL SİZİN YAŞAMA GÜCÜNÜZE BAĞLIDIR. Dönüşü olmayan yoldasınız o halde neden kaçıyorsunuz.Bir çoklarının ölümle dertlerinden kurtulduğunu gördünüz ama öldükten sonra daha Kötü olan insan gördünüz mü ? O zaman bu korku ne büyük saflık. Son günümüz bizi öldürmekte diğer günlerden farklı bir şey yapmıyor. Bütün günler ölüme gider ama sadece son gün varır.
Ölüme bu çirkin bir maske takan sadece cenaze törenleridir.Bu törenlerdeki bir çok insanın yüzündeki maskeve garip törenlerdir. ESAS OLAN O MASKE ÇIKTIKTAN SONRA KALANDIR. İnsanların yüzünden maskeleri çıkarıp atmalıyız. Çoğu zaman ölümü düşünmek ölümün kendisinden çok ızdırap vermiştir İnsana. YAŞAMASINI BİLMŞSEK BİZE ÖLMESİNİ ÖĞRETMESİNLER ONUDA BİLİRİZ. ------------------------------------------------------------------------------------------------
PLINIUS’un dediği gibi herkes kendisi için bir derstir yeterki kendini yakından izlemesini bilsin.Benim yaptığım bildiklerimi söylemek değil Kendimi izlemek kendimi öğrenmektir.Başkasına değil kendime ders veriyorum. Ruhumuzun ele avuca sığmayan akışını görmek onun karanlık derinliklerine İnmek türlü haldeki bunca incelikleri aırdedip yazmak zannedildiğinden çok zahmetli bir iştir.Üstelik meydana çıkması için insanın onu süslemesi ve Çeki düzen vermesi gerekiyor
Bence insan ne olduğunu bilmekte dikkatli olmalı.Kendisinin iyi tarafınıda Kötü tarafını da aynı titiz lik le ortaya çıkarmalıdır. Bazı insanlar zannediyor ki insanın kendisi ile uğraşması kendine düşkünlüğünden ileri gelir. Oysa aşırı benciller kendilerini az bilenler kendilerinden önce başkakarı ile meşgl olanlardır. Kendine hayran olan cahil Başını kaldırıp ykarı baksın yüzyıllar boyncayaşamış bir yığın mükemmelin altında ezilecektir.
Hele bir çoğumuzn cılız değerleri hayatın hiçliğide hesaba katılacak olursa Övünç duyulacak şeyler değildir.
ODISSEUSUN DERTLERİNİ BİLİPTE KENDİ DERTLERİNİ BİLMEYEN BİLGE İLE ÇALGILARINI AKORD ETMESİNİ BİLİP KENDİ HAYATLARINI AKORD EDEMEYEN MÜZİSYENLERE ,ADALETTEN SÖZ EDİPTE ADALETİ UYGULAMAYANLARLA ALAY EDERMİŞ KRAL DYONESSUS.
Montaigne der ki ben kendimiÖlüme bu çirkin bir maske takan sadece cenaze törenleridir.Bu törenlerdeki bir çok insanın yüzündeki maskeve garip törenlerdir. ESAS OLAN O MASKE ÇIKTIKTAN SONRA KALANDIR. İnsanların yüzünden maskeleri çıkarıp atmalıyız. Çoğu zaman ölümü düşünmek ölümün kendisinden çok ızdırap vermiştir İnsana. YAŞAMASINI BİLMŞSEK BİZE ÖLMESİNİ ÖĞRETMESİNLER ONUDA BİLİRİZ. ------------------------------------------------------------------------------------------------
PLINIUS’un dediği gibi herkes kendisi için bir derstir yeterki kendini yakından izlemesini bilsin.Benim yaptığım bildiklerimi söylemek değil Kendimi izlemek kendimi öğrenmektir.Başkasına değil kendime ders veriyorum. Ruhumuzun ele avuca sığmayan akışını görmek onun karanlık derinliklerine İnmek türlü haldeki bunca incelikleri aırdedip yazmak zannedildiğinden çok zahmetli bir iştir.Üstelik meydana çıkması için insanın onu süslemesi ve Çeki düzen vermesi gerekiyor
Bence insan ne olduğunu bilmekte dikkatli olmalı.Kendisinin iyi tarafınıda Kötü tarafını da aynı titiz lik le ortaya çıkarmalıdır. Bazı insanlar zannediyor ki insanın kendisi ile uğraşması kendine düşkünlüğünden ileri gelir. Oysa aşırı benciller kendilerini az bilenler kendilerinden önce başkakarı ile meşgl olanlardır. Kendine hayran olan cahil Başını kaldırıp ykarı baksın yüzyıllar boyncayaşamış bir yığın mükemmelin altında ezilecektir.
Hele bir çoğumuzn cılız değerleri hayatın hiçliğide hesaba katılacak olursa Övünç duyulacak şeyler değildir.
ODISSEUSUN DERTLERİNİ BİLİPTE KENDİ DERTLERİNİ BİLMEYEN BİLGE İLE ÇALGILARINI AKORD ETMESİNİ BİLİP KENDİ HAYATLARINI AKORD EDEMEYEN MÜZİSYENLERE ,ADALETTEN SÖZ EDİPTE ADALETİ UYGULAMAYANLARLA ALAY EDERMİŞ KRAL DYONESSUS.
Montaigne der ki ben kendimi en yalın halimle incelerim,benim fiziğimde metafiziğmde budur.
Bilim edinmek çarşıdan et vaya balık satın almaktan çok daha zor ve tehlikelidir.Çarşıdan alınanı kaba kor ne zaman ne kadar yiyeceğinizi veya yememiz gerektiğine karar verebilirsiniz ama BİLİMLER ÖĞLE DEĞİL ONLARI DİREKT ruhumuza aktarıyoruz.Çoğumuz bilim çarşısından zehirlenmiş veya değişmiş olarak çıkıyoruz.
Bir çocuk bile eğitimcilerinin yanında en fazla 15-16 yılını harcamalıdır.Geri kalan kısın hayatındır.
Aslında bize yaşamı,yaşama, sanatını hayat geçtikten sonra hayat ögretiyor.
Bir örnek verir Kadın ani kör olduğunu alamıyor ve evimin karanlık olduğunu ileri sürerek ışık yakın diye bağırıyordu.Yanındakiler ve yöneticisi gülerek eğleniyordu.
Çoğumuzun düştüğü haldir bu. Kimse cimri olduğunu kimse kıskanç olduğu Nu kabullenmez. Kör hiç değilse yanında bir rehber bulundurur. Biz ise kör Olduğumuzu bilmeden kendimizi bir yığın yanlış yola sokarız.
Kendimizi bilmezsek nasıl baş ederiz bunca dertlerle.OYSA FELSEFE GİBİ ÇOK TATLI BİR İLACIMIZDA VAR. Felsefenin her dem akıllı insana ölüme giderken de yaşarken de söyleyeceği O kadar çok şey varki. Kim takmış felsefenin yüzüne sahte kaskatı çirkin maskeyi. O hem lezzetli Hem de iyileştiricidir. O ebedi bayram içinde yaşamayı emreder bize.Ruhumuzun fırtınalarını dindirerek zorlukları gülerek karşılamayı öğretir bize.ONUN TEK AMACI ERDEMDİR. -------------------------------------------------------------------------------------------------
Aklın kararsızlığı;
Nesnelerden algıladığımız görüntü ve yansımaları yargılamak veya duyumlarımızda doğruyu eğriden ayırt edecek bir aracımız olması gerek. Bu aracı doğrulamak için ise ispat gerek ,ispatlamayı doğrulamak için ise bir araç gerek.Buyurun size bir kısır döngü. Kararsızlıklarla dolu ola duygularımız iç tartışmalarımıza son veremiyeceğine Göre tek dostumuz AKIL a başvurmak zorudayız.Hiç bir akıl başka bir akla Dayanmazlık edemiyeceğine göre kıyasla akıl arasında gider gelir dururuz. Karısı SOKRATES e bu yargıçlar seni haksız yere idam ediyorlar deyince Sokrates ya haklı idam ediyor olsalardı daha mı iyi olacaktı demiştir.
DİYOGEES yiyeceği lahanaları yıkarken yanından geçen Aristoppos a lahana ile yaşaması bilseydin kimseye dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın demiş. Aristoppos da sen insanlarla yaşamasını bilseydin lahanaya mahkum olmazdın demiş.Buyrun size iki kulplu bir çömlek ister sağından tut ister solundan.
Aklın değişkenliği
Düşünce de,düşünülen şey de,düşünende durmadan deyişip devinmekte olduğuna göre biriden ötekine şaşmaz bir ilişki kurulamaz. Aslında akıl gerçek bir sabitlik arar ama bulamadığımdan yaya kalır. GECEDEN SABAH KAHVALTISINA DAVET EDİLEN KİŞİ DEVETSİZ GELMİŞ SAYILIR. Davet edende edilende değişmiştir. Filozofların en akıllıları derki; Akla uygun Hiç bir şey yokturki tam terside akla uygun olmasın.
Aklın yeterliliği
Doğa nın en adilce dağıttığşey akıldır derler.Kimse kendi payından şikayetçi değildir.Kendi aklından şikayet edebilmesi için aklının ötesini görebilmesi Lazım. Aklımın sakat olmadığına dair bulduğun en iyi delil KENDİME AZ DEĞER VERİŞİMDİR. Şayet sakat olsaydı kendime hayran olur ve kendime Verdiğim aşırı sevgi ve önem onu aldatabilirdi .Gerçektende kendi düşüncemin yalın yetersizliğini kendi yüzüme vurmaktan kaçınmadım. Herkesin gözü dışarıdadır,ben gözümü içime çeviririm.İçimi incelerim. Benim işim kendimledir.Kendimi inceler kendimi yontar kendimi tadarım.
Öğrenim ve akıl
Öğrenimden gaye daha fazla akıllı olmaktır.EPİRAMUS derki; İnsan düşünce ile görür ve duyar . Her şeyi düzene sokan başa geçip yöneten düşüncedir. Geri kalan her şey kör sağı ve cansizdır. PLATON gerçek felsefenin amacı sağlam irade,inanç ve dürüstlüktür Başka felsefeler boştur demekte idi.
Ün ve akıl
Halk o kadar şaşkın ve başıboş bir kılavuzdur ki ne kadar zeki ne kadar becerikli olursak olalım her kafadan çıkan o karmaşık sesli varlığın o kaba saba Sözleri ve fikirleri arasında doğru yolu bulmak kolay değildir . Bu kadar kararsız bir varlığı kendimize kılavuz saymayalım. Bizim rehberimiz aklımız olmalı her zaman aklımızın ardı sıra gidelim ve Halkın takdiri dilerse arkadan gelsin.Zaten takdir biraz da talihe bağlı olduğundan kendi yolumuza giderken onu bulmak daha akılcı olur.
İnsan ve akıl
Kendimde en fazla değer verdiğim şey AKIL dır. En ahlaklık kişiler bile başkalarında kendinden fazla güç,yiğitlik,tecrübe,kabiliyet güzellik görebilir ama akıl üstünlüğünü kimseye bırakmayız. Başkalarında doğru düşünceler gördük mü şöyle bir düşünmekle onları şöyle Bir düşünsek bizde bulabiliriz zannederiz. Yalnız basit ruhlu insanlar kendilerini aşan ince bir sözün değerini görmezler. Çiçeroyu anlamaktan çok kendimi anlamak isterdim.Kendi üzerimde edindiğim bilgi iyi bir öğrenci olsam beni adam etmeğe yeter ve artardı bile.
Geçirdiği aşırı öfkeyi ve onun kendisinde neler götürdüğünü aklında tutan kişi öfkeyi ARİSTOTELES den okuyacağına kendinde acı sonuçlarını görür ve çok daha faydalı sonuçlar elde ederdi.
İçinize dikkatle zaman onu hep değişken halde görürsünüz kendinizi iki defa aynı halde bulamazsınız. Sessiz-geveze,kab- nazik,çekingen-atılgan,bilgili-cahil,cömert-cimri daha sayılabilecek bir sürü zıtlık mevcuttur içimizde.
Kendimizi tanımak o kadar anlamlı olmalı ki tanrı APOLLON tapınağının alınlığına KENDİNİ TANI diye yazdıtrmış.
Başkalarının bilgisi ile bilgili olsak bile kendi aklımızla kendimizi tanıyarak eğitebiliriz.
Güzellik üzerine
Bir tazı koşması ile övülür püskülleri , çıngırakları ve tasması ile değil niçin İnsanı . Kendinin olan gerçek manevi değerlerile değerlendirmiyoruz. Bir sürü uşağı varmış, güzel köşkü varmış,şu kadar geliri varmış,şöyle soylu aileden geliyormuş bütün bunla.r çerçevedir resmin aslı değil
Neden bezenmiş hali ile bakıyorsunuz ona. Sizden gerçekleri gizlermiş Olmuyormu? O koşullarda. ARADIĞINIZ KILIÇ in değeridir KININ değil.
Güzellik aslında çok tutulan bir şeydir aramızdaki iletişim ilk onunla başlar. İnsan ne kadar vahşi ne kadarkötü yaradılışlı olursa olsun güzelliğin büyüsüne kapılmaktan kedini alamaz. Bedenin ve ruhun birbirinden ayırmakta hatadır onları birleştirmek çiftleştirmek gerekir.Taaa ki onlar aynı güzellikte olsun
SIR Saklamak
Kral Lsymiakhos ;Philipiades e dile benden ne dilersen diye sormuş O da BANA SIRLARINIZI VERMEYİN NE VERİRSENİZ VERİN demiş. Bana verilen sırları elimden geldiğince kutsal bir emanet gibi saklarım.Ama Aslında elimden geldiği kadar sırları bilmemeğe çalışırım.Bakıyorum da her kes kendisine verilen işin gizli kapaklı tarafını bilmek istiyor.Ben is bilmem Gerekenden fazlasın söyledikleri zaman rahatsız oluyorum. Kölelik konusunda bir tek aklın köleliğini kabul ederim Duyguların değil.
Gerçek Dostluk
Dost veya dostluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir rastlantı veya zorlukla edindiğimiz yakınlıklardır.Benim için dostlukta ruhlar o kadar kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikiş artık yok olmuştur.Dostumu niye o kadar sevdiğimi sorarlarsa sanırım şöyle anlatırım . ÇÜNKÜ O, O İDİ BENDE BEN . Aramızdaki bağ o denli güçlü idi ki birbirimize olan güveimiz kendimize olandan fazla olmaya başladı. Alelade dostlukları bana anlatmayın onlarda bir elinizin hep dizginde yürümesi gerekir.CHİLLON demişki bu tarz dostunuzu bir gün nefret edecek gibi sevin bir gün sevecek gibi nefret edin.
Benim tarzım bu tarz dostluk değildir.Benim dostum en büyük iyiliği Kendine iyilik yapınca yapmış olur.O nun yakında veya uzakta olması fark etmez uzakta ise ve mutlu ise bende mutlu olurum.
Montaigne karı koca arasındaki bağı da dostluk kategorisinde izler.
Sürekli beraberliğin sevgiyi soğutacağından bahisle minik ayrılıklar katılmasının faydalarından bahseder. Mutlululuk üzerine
Nasıl dili pas utmuş bir adam,şarabın tadından bir şey anlamasa nasıl bir at kendi üzerindeki zengin koşum takımlarının farkına varmazsa birçok vurdum duymaz zevksiz ahmakta yaşadığı zevklerin farkına varmaz. Bir çok işçi ve çiftçi gördüm ki bir üniversite rektörüden daha bilge ve daha mutlu idiler.
HORATİUS un söylediği gibi miden iyi ciğerlerin ,ayakların sağlam ise kıralar ın hazineleri seni daha fazla mutlu edemez.Rahatlık ve kolaylıklara o kadar alışmışlardır ki bizim bir güzelliği elde etmek için verdiğimiz mücadele Nin buru lezzeti onlarda yoktur SELUKOUS a göre hükümdarlık asa sının ne denli ağır olduğunu bilen onu yolda bile bulsa eline almaz. Bolluk kadar insanı çabuk bıktıran bir şey yoktur .Karşısında üç yüz kadını Birden hazır gören sultanda istek mi kalır.
SOKRATES derki tanrı hazla elemi birlrştirmek istemiş. Veya en azından şunları kuyruklarından bir bağlayayım demiş. Son haddine varan hazda inlemeye sızlanmaya benzer bir hal vardır.İnsan can çekişir gibi olur.Haz son kertesine geldiği zaman onu en acı kelimelerle anlatırız BİTMEK YANMAK ÖLMEK gibi. Gülmek bile son haddinde göz yaşına dönüşmüyormu?
Bir aileyi idare etmek bir devleti idare etmekten kolay değildir.Ruh bunalabilir ama bizim dertlerimizi avutan akıl ve hikmet tir.Yoksa denizlerin ötesindeki yerler değil.Aslında keder atımızın terkisine biner bizim gittiğimiz yerlere gider. SOKRATES ne demiş.GİTTİĞİ YERLER O NU MUTLU ETMEDİ çünkü kendini de beraber götürdü. Günlük mücadelemiz esnasında kendimiz için bir köşe ayırıp orada kendi sultanlığımızı kurmalıyız.Kendimizle baş başa verip dertleşmeliyiz.Karımız Çocuklarımız servetimiz yokmuş gibi düşünmeliyiz.Öyleki Bir gün onları kaybetmek felaketine uğrasak bile onlarsız yaşamak bize yeni bir şeymiş gibi Gelmesin. Kendi içine çevrilebilen bir ruhumuz var kendine yoldaş olabilir.Kendisi ile tartışıp alış veriş edebilir.
TİBİLİUS u dediği gibi ISSIZ YERLERDE BİLE KENDİN İÇİN BİR ALEM OL.
Zenginlk bize ne iyilik eder nede kötülük.Sadece ondan güçlü olan ruhumuz Bu malzemeyi çeker çevirir.
İnsanın mutlu veya mutsuz oluşunun tek nedeni ve sorumlusu kendisidir. Dış varlığımız tadını ve rengini iç varlığımızdan alır. En büyük dertler kendi uyumsuzluğumuzdan kayaklanır.Bir çok üzüntümüzde Kendi uydurduğumuz ba hanelerden kaynaklsanır.Bir İspanyol sözü vardır.Çok severim. TANRI BENİ KENDİMDEN KORUSUN. İyi şeyleri görebilmemiz için büyük ruhumuz olması lazım. Tanrı en iyi şeyleri verse de onları tadabilecek ruha sahip olmamız gerekir. Bizi mutlu eden şey bir güzelliğe sahip olmak değil onun tadına varabilmektir.
Evrenin ulu mimarı sunduğu güzellikleri kullanabilecek aklı ve gücü tüm iyi insanlara versin. ...