Şiir, Çiğdem Girgin'e

Serçe gibi ürkek
Yeniden dokunuş yaşama
Yeniden bir roman yazmak
Yeniden sevmek sevisizliği
Yeniden çizgilerini sınırlamak
Yaşamın
Sıyrılmak
Akbabalar arasından
Kader çölünde
İncinmek yeniden
Hiç’i
Her şey gibi
Kucaklayarak
Yeniden yaşamak
Bir Mona Lisa’nın Eli güzel Birde senin.
Solgun Zarif bir yaprak Elimde titreyen Elin.
Senelerce uğraştık Yuvamızı yaptık Saniyelerle uğraştılar Yuvamızı yaptılar.
Erkekçe dokunuşlarla Hissetmek tenini Okşayışın mumunda Görmek çizgilerini Saklanmak gecenin koynuna Arıtmak ruhun yorgunluğunu Sokulmak dudaklarının Kıvrımlarına İnce öpüşlerle Dokunmak gizeme Erce , Mühürünü açmak Kitlenmişliğin. Eros’un okundan akan kanları Damla damla içmek Koklamak seni Önce dalgın Sonra dolu dizgin Sıcaklığın olmak Bozkırda çekirdekken YENİDEN DOĞMAK.
Tanrını bahçelerinde Strauss armonisi Ak denize Vitray bakış Mona Lisa da Gülümseme Aşk da Bir sen Bir ben Bir HİÇ
GECEDEN SOYUN Korkma ; Kır prangalarını Bırak ; Coşkuya soyunsun zırhın. Soyun gel ; Tüm kurallardan. Sıyırır gibi üstünden geceyi Koyuver arınmış bedenini Uçan halı gibi bir pamuk buluta Ben fısıldadım rüzgara Bulutu öperek Mutu üstüne örterek Seni bana getirecek.
Aklımı liseli aşık gibi Gözlerinde unuttum Duru güzelliğin Sığındı gönlüme Dil konuştu ben sustum Bir çılgın yürek At koşturdu içimde Zaman uçtu Sen konuştun Dante’nin cehennemini Oynarken balet İçimde bir cennet gibi oluştun.
Tual estetiğinde güzelliğinin Renkler serçe adımlarınca özgür. Bir arp telinden yansımışca çizgilerin Sen Mona Lisa sısın renklerin Koyu karanlıkta ışıyış gibi Mutu arayış gibi Aşkı anlayış gibi Yaratılış nedenisin serçelerin.
Bir Dalyan Bir Bodrum akşamı Bir Aya Yorgi de Sürsün diyen Zangoç Bir Meryem ana Bir Sedef Hatırlatsın beni sana Suskunluğum aczim değil Sevgime saplı hançer ANLASANA...
Sevmeği öğrenmelisin Öğrenmeği sevmelisin. Aşkta tüketmeyi değil Tükenmeyi öğrenmelisin.
Nedir koşun bu garip dünyada? Paylaşamadığın mut Kimseye bırakmadığın erdem Beğenmediğin insanlar Fantezilerinde kaybolduğun Kompleks bohem Seni yıpratmaz sanma Beni yıpratan seneler Erdeme fantezi Felsefeye Nazi Bakışı kim çözer. Süleyman mı geçmedi yaşlılıktan Karun mu gitmedi İki metre kefenle. Onlara kalmayan Sana da kalmaz. Gerçek iki şey var yaşamda Sevgi ve anlayış Anlayış öldü diyorlar. Sevgi tutsakmış. Sen çöz zincirlerini esaretin Aç mezarını anlayışın Soyun prangalarından Şartlanmışlığın Doğruları Sonunda İncinmeyenler İncitmeyenler varsa Doğrudur Sıyrıl renksiz gözlüklerinden Sev sevilirken Aşk yaşamdır Anlayışa ve aşka doğ.
Yıkıntı Yalın
Sırça köşk Darbeli
Tanrı Yıkıcı
İsyan Tükenmişlik
Doğa Renk sancısı
Ulu Yalnızlık
Yeşermek Budanmışlık
Neşe Sentetik
Dost İğneci
Sabır Suskun
Tetik Hazır İyimserlik Tetik ucu Akıl Rakkas
Sonuç Belirgin
Gönül Tedirgin
Uzak nal sesi mutun Big-Beng ıslığında Soho’ nun Kaldırımdan Bardaki kadehe kadar Aradığın mut Kaybolmuş. Çamur kaldırımlarında İstanbulun.
Hyde-Park’tan uzanan o kahkaha ne ? Bu çamur göldeki kuğu senmisin ? Yoksa bir iz’mi Oxford kaldırımında Aradığın zamandan
Bir yalnız anı benden sana Al kullan doya, doya Beyoğlunda Pasajda Bir çingene kemancı Dudaklarında sancı Bir gönül dolusu acı BU GÜN DE AKŞAM OLDU
Söyle demiyorum Söyleme dinliyorum . Ne istediğini ve Ne istediğimi biliyorum.
Bu gün Londra var aramızda Yarın Peşte, Honkong Sen dile ,bahane çok. Beş sentlik bir telefon Aşka vakit yok.
Bir Bodrum ümit Bir Lahana bebek Oyuncakçıda mahzun gülümser Bir kızıl Dalyan akşamında Kızıl kadehim dert siler. İzmir acı,Ayvalık dert olmuş Şaşkın bakar Kuş Adası Çeşme aşk katili olmuş. Hayret Sedefteki Melek Kaybolmuş.
Miami de Unforgetable Nat King Coole Kanayan şarkılar söyler Rıhtımında adanın Mehtap bizi söyler.
Bir uçak mı getirecek Seni bana ? Silecekmi Yeşilköy Sendeki mekaniğin izlerini Aç kalmışcasına savaşırken ihtiraslarla
Bir şiirmi seni bana verecek. Ilgıt , ılgıt gönül dolusu Yoksa beyaz güvercin Nereye gidecek Burnumda ölüm kokusu
Beni çivileme tanrım Yalnızlığın Karanlık fırtınasına Leyleklerden Bir aziz ver Belki sen beni unuttun Tanrım Ümit bu Efeste Meryem Ana gülümser
Uyanacak Şehir birazdan Yalın gönlümde Sentetik bir maske gülüş Ümide gideceğim. İçimde tükenmez bir sevgi Mut’u Bekleyeceğim.
Bir somut yılgınlık Bir yalın üşümüşlük Avuçlarımda Bir o. Bir sen. Bir eda ! Bir de Bir bile değil Ben. Eskilerden Eksilere Ayak kokan dostluklara Bir sahte gülüş Bir savaş. Bir yaşamışlık Bir yaşamışlık gibi Yaşamamışlık. Bir de Bir bile değil Ben.
Kaybolmuş gibi öksüz Silinmiş gibi yok Mezar gibi suskun. Sadeliğinde sabrın Kaderin alıp götürdüğü Kederin Silip süpürdüğü Tanrının Diriyken Gömdüğü SPEEDY GONZALES
Bize de gel Doğmamış ,doymamış İki gönüle Kıvanç ver. Aydınlık ver.
Savaş kazanmış gibi Yaşama aldanmış gibi Gururla bölelim evreni Seninle silelim kederi Seninle büyüyelim.
Sen ! Senin sürecinde Bilmediğini Bilen.
Ben ! Benim sürecimde Bildiğini Bilmeyen.
Biz ! Bizim sürecimizde Bilen Bilmeyen Ve Kaybolup giden.
Sök doru atlarını Sevecenliğin. Anlamışlığın Acı gülüşünü koy Dudaklarıma
Yırt aydınlık denen karanlığı. Çöz şartlanmışlığı Parçala labirentini kuralın. Soyun giysilerinden Ölüme gelir gibi Sarıl kefenine Özgürce. Alçaldıkça Yüksel Silkin erdemli fantezilerden Öylesine inanmış Öylesine özgür Gel ki Tanrılaşalım.
Verin heybemi sırtıma Bir rüzgar dolusu Özgürlük doldurayım, KENDİME GİDEYİM.
Engizisyon Bedenim. Safari Yaşam.
Şanson Aşk. Acım Beynim. Mezar Çizgin.
Emrin Giyotin. Veren Ben Alan Sen
Şiir O.
Beni başkasının Zevki için Ana rahminin Derinliklerine bırak. Sonra düğün dernekle çıkart. Süt dolu Meme uçlarına göm. Emzir Büyüt Ezdir.