Şiir

YILKI; Deli kışında doğunun bakacak can azalsın diye koyuverirler atları donuk bozkıra . Yaşarsa , yaşar bahara . Yaşamazsa KADER ! Sağsa bizimdir . Ölürse rahmet... ERDAL URAN
ACININ ZİNCİRİ Sök at gözümden , At siperliklerini, Mahmuzla bedenimi Özengileri ile Deli Acının . Bir kızıl kan ver dudaklarıma. Sök gecelerimden Steplerin Dolunayını. Üşümüş ruhuma Sar sıcağını Toprağın Yılkı atına güç ver Koparsın zincirlerini Tutsak beyninin Çözüp kurtlar sofrasından Doru küheylanı Gök yüzünde Dolu dizgin Kendime koşsun.
PROMETHUS Nerede yaktın, Yanlış ateşini. Prangalanmış Kartalın, Karga oluşu senden mi ? Ateşinde kızaran Yüreğimden Yamyam tutkusu Ayıbımı kaderin ? Sök aynasını Ademin Sunağında ruhumu yak. Kalın karanlık bir gecede Bezeyip Kurbanını sun ; Tanrıya Eserini Görüp Üzülmesin.
İçme ÖLÜRSÜN dediler. Okuma OLURSUN dediler. İçtim OLDUM. Okudum ÖLDÜM.
Barlardan Kumarhanelerden Gece klüplerinden Bir yol uzanır, Çürümüşlüğün Cüzdandaki ışıltısına
ve bir çöpçü Geceyle süpürür Boşluğunu; Dolu sanan Bir yığın İnsanı İnsanlığın Arka bahçesine Sonbahar yaprakları ile
ANLATSAM ANLARMISIM Tüm dünya değişti; Sevgi, Aşk, Romantizm, Mertlik, Başarı, Anlayış, Değişmeyen tek şey gönlümde Seni arayış,
Medeniyetten uzaklaştıkça Doğal olmayı, İnsandan uzaklaştıkça Sevmeği, Kuramdan uzaklaştıkça Özgür olmayı, Senden uzaklaştıkça HİÇ olmayı Öğreniyorum.
MERAK Ben insanoğlu, Bir kiriş, Bir tokmaka Piyano yaptım Müzik yarattım Sen Bir tokmak Bir Erdal’la Ne yapıyorsun tanrım.
MUT’A KONÇERTO Bu beden diye taşıdığım külçe kimin? Kimin bu özgüvensiz yorun beyin ? Solgun Selviler üzerine Bir mut fırçası vurmaya çalışan Bu kolsuz ressam kim? Ben istemedim dokunmayı dünyaya ! İlk oksijeni bile ciğerime Tokatla veren, Beni dünyaya değil Dünyayı üzerime koyan kim ? Bu karınca düğününde Karınca kim ? Prenses kim ? Bu ölüm karnavalını Yazan kim ? Çizen kim ? Buysa eser Utanan kim ? Utandıran kim ? Erdem bu ise eğer al emanetini Yiten kim ? Yitirten kim ?
UMUT OYUNU Yorgun atları gibi kazakların Soğuk stepler koşar yılkıya Bir kırık trompetli zenci Bestesini yapar yalnızın Gönlümün solgun sonatında Karda doğan güneş gibi Ölgün bir Wagner yüreğim Müziğini bekler ümidin. Doru karanlıkta Titrek bir mum umut Bir kibrit yaşam Kibrirçi kız sunu Adı umut oyunu .
KARANLIĞIN GÜNEŞİ Sen sevmeği bilirmisin ? Yok olmanın özlemini tattın mı hiç ? Gördünmü ızdırabın izlerini Gülen insanın göz pınarında Severken inciten ego rüzgarında üşüdünmü hiç ? Dil yarası şarkısını duydunmu hiç? Hiç sencileyin anlamını yitirdi mi yaşam Kırılmışlık seni de Karanlığın güneşinde kavurdu mu hiç ? Bilirmisin haklı iken susmayı? Bilirmisin severken yok olmayı , Bilirmisin ? Güler görünürken ağlamayı Aşkının engininde Gözlerini renginde Yaşamın hiçliğinde Yok olmayı BİLİRMİSİN ?
STEPLERİN YALNIZLIĞI Hey Deli Dumrul nedir derdin Bu anlamış görünen Anlamayanlar ormanında Donmuş steplerde Bir sıcak arayış diye uzandığın Donuk mehtap Nasıl ışık verecek gönlüne ? Doruğunda yine üşüyeceksin. Baraganın dikenleri Gönlünü yırtacak. ve Donuk bir step gecesinde Çılgın Deli Dumrul Bırakıp erkekliği Kaderine Çılgınca Ağlayacak.
İSTANBUL SOKAKLARI Saygıdeğer ölüm ! Bırak tokmağını yanlış kapıların. Ayak uçlarına basmadan gel Solgun tenini yaklaştır yüzüme Öp dudaklarımı Ercesine uzattığım. Yalın gönlümde Estir soğuk nefesini Orağın inci kolyem olsun Zaaflar dünyasından silsin beni Ebedileştir demiyorum adımı Kırık bir taş bile koyma başucuma Unutulanlar balladını getirsin meltem Susuzluğunu gidersin Adımı anan dudaklar başkalarını öpsün Cehennemin melekleri Vursun ruhumu zincire Izdırap şarabının buruk lezzeti Sustursun zirvesinde çığlığı.
Anlam yitirmişse manasını Şiir çökmüşse mekaniğe Anlayış esir olmuşsa Anlayışsızlığa Eylem Ego bestesi çalıyorsa Bir avuç dolusu kan ver dudaklarıma Savaşçı Atilla gibi kan kusayım Sil bedenimi dünyadan Buruk bir anı olayım O’nun dudaklarında Sonra unutulmuş bir kahkaha Islak kaldırımlarında İstanbulun Geceden sabaha yansıyan bir neon olayım. Günün ilk ışıklarında Kaybolayım
SABRIN ZİNCİRİ Çözül boynumdan kader Köle devri bitti bilmezmisin Kır halkalarını acının Erdemin sevgi ipi ile bağla Bir çiçek gibi Baharlaştır yüreğimi Sil pasını acının Ulaştır yaşama Tanrıdan bir ılık mesaj ver Gölümde Bahar yeli essin
Diri ,diri karanlığa gömdün ben Sana Viyana bahçelerinden çiçekler getirdim Evrenin kapılarını açtım sana Gölgelerden mezar getirdin. Empresyondan renkler çizdim sana Tualimde karalar gezdirdin Yüzde melek dilde zehirdin Gölgelerden aşk tomurcukları verdim sana Bilmezliğin karanlığında Acı yaşam getirdin.
REANKARNESYON Zaman Senmi çağırırsın onu Hırçın ego rüzgarından Yoksa silinirmi Yanlış öğretiler yüreğinde Aşkın bestesi ile Eğer acı eserse zaman Yıpranmış gönlümde Bozkır mehtabı Parıdadığında Hükümdar ise yalan Eserse hırçın dil Bir gram erkek kalmışsa içimde Benmi alır götürürüm Kendimi ve onu Tanrı katına Hesap sorulmaya ve Yok olup yeniden doğmaya
UFKUN PERSPEKTİFİ Yeter...! Yol benim. Yordam Benim. Rıza Teyfik gibi Gölgemin peşinden giderim. ve Perspektifinde ufkun Felsefemden Felsefenize Gülümserim.
İSYAN Ver elini fırtına Ağlamaktan yorgun doğada Daha da hırçın es Savur tuzunu çılgın dalgaların Hırçınlaştırma Delirt denizi Kamçıla acıt yüzümü Yık bu yaşlı çınarı kökünden Sellere boğ toprağını HER ŞEYKEN HİÇ YAP DÜNYAYI ÖZDEŞ OLALIM
TREN Al götür beni Bu sapık diyardan Salla beşiğinde vagonların Rayların müziği Ninnim İstasyonların yalnızlığı Yatağım olsun Al götür tren beni Al götür bu rezil dünyadan Son durağım Yarim olsun.
Uzak bir baykuş sesi Yankılanan Doruğunda siyahın Köpek havlamaları Ninnisi ıslak kaldırımların. Yalnızlığın neminde ürperen Zifir gölgeler Gururu doğanın Uğultusu dinmiş şehrin Ezik bir ezgi gibi Işıkları sönmüş yuvaların Mavisi yok denizin. Siyah . Yeşili yok doğanın Kara. Yalın terk edilmişlik Şarkısı ıslak kaldırımların Bir Kimsesizlik Gecenin tüneği Bir deli bir şaşkın Ayaklarım Ve önümde Üç garip ışık Üç acı beste Üç çılgın çivi beynimde BEN,SEN,YARIN.
KASIMIN RÜZGARI Ölgün üşümüşlüğüm Yorgun. Kasımın rüzgarında Solgun tende Donuk toprak gibi Yalnızlığım Gölgesinde kışın. İri çınar savuracak yapraklarını Soyunacak kefenine Alaca karanlığında sabahın Soluk renkleri yaratan Hoş geldin diyecek Donuk kışa. Yine kar çiçekleri açacak Ümit rengi Bir bebe uyanacak sabaha Günaydın diyecek Bir soluş yerine yaşama Bir doğuş Renk verecek
WHO İS WHO İçim bulanık. Çöküntü tank. Sevgi paspas. Güç duman Dost şaşı. Acıyı hissetmez oldu Acıdan yüreğim. Aynadaki müsvettem bile değil. Kaderin peşinde GÖLGEYİM.
Bir artı ve artı bir. Eşittir. Eksi hiçbir.
TOPAL KARGA İçimdeki kartalı vurdular Koyuvermişken kendimi Yalçın yamaçlarından tutkunun. Özgür. Çağrılmamış gece Örtünce güneşi Bir ümit ışık Süzüldü kara buluttan Kara toprağa bir masal anlattı Umudun huzmeleri ise Kartal yerine Bir topal kargayı Aydınlattı.
Koşan parmaklarımmı Yoksa yüreğimmi tuşlarında. Konçertoda Bir diyez ,sibemol ruhum Tanrısal sesin çağlayanına Beni de al şelalerinden Yeşil Nilüferli Göllerine ulaştır Kenarında suyun Bir kamış kıl beni Sonra Ney üflet Ağlayayım.
USANÇ Seni kıskanmaktan Seni anlamaktan Yanlış doğrularını Duymaktan Yoruldum. Beni Sana Seni Bana Bırakıp Kendime Döneceğim.
SOLUK RENKLER Macar ovalarından Polonya steplerine uzanan Soğuk soluk. Esme Ruhumun üşümüşlüğünde Deli...! Soy beynimi Göm güneşi Sonra bana gel Doğuştan kör değilimki Okşayan Ürperten Aldatmacanda Renk bilmeyeyim.
VİRGÜLÜN GAZABI Nokta Nokta,noktam İşte sana üç anlam Sen,ben ve yaşam
KUL ADALETİ Vur abalıya Vur abasıza Vur. Vur çökmüşe Vur göçmüşe Vur. Vur ölmüşe Vur gömmüşe Vur. Vur. Vur. Vur. Bu Tanrının kuralı Kulun ki ne olur ?
UYANIŞ Söktüm ünvanını paranın Doğa dergahına derviş oldum Evren karınca yuvası Yaşam kelebek kanadı Zaman Çalınca kapıyı Bir rüyadan Yeni uyanmış oldum.
TERMİKLER Kemiriniz ruhumu Örümcek ayaklarınızla Örtünüz Mut’u Güneşe Gücünüz yok Kemiriniz karanlığı Izdırabı İrileşiniz ve Adam gibi Dolaşınız aramızda.
KEDİ FARE ve güldü kaderine kediler yılan ıslığında riya’nın iki hırçın canlı içimde kim kedi kim fare sonuç yarın.
MAYSTRO Donuk aydınlık Sıcak yaz güneşi soğuk. Kelebek iğneli Gülümseyen ten Sarı Işık Ceset Violın Doğuş Doğum Ölüm Ölüm Kader Sonu baştan belli Bu hikaye Maystronun Çubuğunda biter.
RASTGELE Ölüm ödül Yaşam savaş Avın bol olsun Rast gele arkadaş.
MİTOS LOGOS Saldır Bir parçada sen kopar Deli gönlümden Pan’ın şarkısını Prometus’un ateşinde ısıt Poseidon’un dünyasına Gönder beni Şaşırsın Oyuncaksız kalsın KADER.
GOOD DUA I Dost yüzlü Aç gözlü Çakalllar. Kırık kanatlı kuş bile Sofranızda Paylaşılmaz Besin. Dilerim Açlığınız Birbirinizi yerken Yine Tükenmesin
EĞER ÖZLERSEN BİR GÜN Eğer özlersen bir gün Karlı tepelerde bir rüzgar esintisi Olacağım. Üşümüş dalları titreten. Eğer özlersen bir gün En sarp kayalıkta tutunmuş En yalnız çalı olacağım. Eğer özlersen bir gün Engin denizde en uzak yalın fener Olacağım. Eğer özlersen bir gün Ağlayan ney sesinde işiteceksin beni. Eğer özlerse bir gün Bir büyümemiş çocuğun kahkahasında İçine doğacağım. Eğer özlesen bir gün Martı çığlıklarında Acımı haykıracağım. Dinmişse ihtiras rüzgarın Dinmişse çılgın koşun Basmışsa Senide seneler Gelmişsen Yalnızlar rıhtımına Çözülmüşse çevrendeki riya Ağlama Her yağmur damlasında Ben senin için ağlayacağım. Eğer hatırlarsan bir gün. En yakın çiçekte Her sabah Şebnemlerle Sana yine Aşkımı sunacağım.
KAR ÇİÇEKLERİ Beyazın üstünde koşan Üşümüşlüğü Çaresizce kucaklayan Kardelenim Tanrım. Donmuş Dalına sığınmış Serçeyim Tanrım Kuma yazılmış Dalga bekleyen Nesneyim Tanrım Rüzgarında uçan Yere değmeden eriyen Kar tanenim Tanrım Dalgada köpük Kozada kelebek Karda çiçek Rüzgarda Yaprak Çölde sıcak Kucağında Toprak ım Tanrım.