Bölüm 2 / 2
Şimdi aynada kravatımı daha renkli seçiyor gençken mevkiim nedeni ile giyemediğim renkleri giyiyor . Yanımda sallanan kolumu diğer elimle beyaz pantolonumun cebine yerleştirip kumsalda göbeğini içeri çeken zamparalar gibi kederimi korseye koyup adımlarımla flört ederek yaşama gidiyorum . Şimdi tadabildiğim renkleri iştah ile emerken sağlam kolumla resimler yapıp tuvali reklendiriyorum. Bir yıl içinde kolum tıbbın mucizeleri ile iyileşti ya Ben hayata küsüp bir yılımı kedere kaptırıp acıya harcasaydım sınırlı Armağan olan yaşamıma ihanet Olmazmıydı? Yaratan'a sona yaklaştığım için tavizimi arttırıp Cennetten anahtar istemedim o beni doğumumdan itibaren tanır bilir ve rüşvet kabul etmez. Bana yaşamda cenneti öğretmiştir. Onu kullan kulum der. Genç dostlarla arkadaşlık ederek ben onlardan yeni dünyayı yeni müziği öğreniyorum onlar benden hayat tecrübelerini . Çocuklar en iyi dostum en arı Sevgi onlar da , veriyor ve sevgi alıyorum . Kapım zaman , zaman küçük ziyaretçilerimin oynamaya ve ya dost ziyaretine gelmeleri ile çalınıyorBen her kırışığı ve aynada siyahı kalmadığını gördüğüm saçlarımı gülümseyerek mutlulukla karşılıyorum . Bunları göremeyen bir çok insanın Cenaze töreninde bulundum . Zaman, zaman mezarlığa ziyarete gidiyorum . Nice genç ölü var. Babam otuz dokuz yaşında yanındaki mezar on iki yaşında ölmüş bir kız. SEN BRE APTAL İHTİYAR NEDEN TANRININ SANA VERDİĞİ YAŞAMA NİMETİNİ ACI İLE KARŞILIYORSUN. Nedir bu tafra . Hediyeni dolu dizgin mutlu kullansana ! Doğal olarak sağlığım ve fiziğimde aksamalar var. Kötü kullanılmış bedende kötü izler . Ama dostum onlarla . Hastalıklar beni uyarmasa mezarda idim.Sağlık problemleri ve ağrılar çiçeklerin ve gök yüzünün rengini değiştirmedi onlar hala çılgın güzel.
Şimdi aynada kravatımı daha renkli seçiyor gençken mevkiim nedeni ile giyemediğim renkleri giyiyor . Yanımda sallanan kolumu diğer elimle beyaz pantolonumun cebine yerleştirip kumsalda göbeğini içeri çeken zamparalar gibi kederimi korseye koyup adımlarımla flört ederek yaşama gidiyorum . Şimdi tadabildiğim renkleri iştah ile emerken sağlam kolumla resimler yapıp tuvali reklendiriyorum. Bir yıl içinde kolum tıbbın mucizeleri ile iyileşti ya Ben hayata küsüp bir yılımı kedere kaptırıp acıya harcasaydım sınırlı Armağan olan yaşamıma ihanet Olmazmıydı? Yaratan'a sona yaklaştığım için tavizimi arttırıp Cennetten anahtar istemedim o beni doğumumdan itibaren tanır bilir ve rüşvet kabul etmez. Bana yaşamda cenneti öğretmiştir. Onu kullan kulum der. Genç dostlarla arkadaşlık ederek ben onlardan yeni dünyayı yeni müziği öğreniyorum onlar benden hayat tecrübelerini . Çocuklar en iyi dostum en arı Sevgi onlar da , veriyor ve sevgi alıyorum . Kapım zaman , zaman küçük ziyaretçilerimin oynamaya ve ya dost ziyaretine gelmeleri ile çalınıyor . Bilgisayar kurslar ve diploma kadar DOSTLUĞA muhtaçlar.
TANRI NİMET DOLU SOFRASINI ÖNÜME SERMİŞKEN O SOFRAYA SIRTINI DÖNÜP GEÇLERE VE ÇEVREYE ÖFKE SAÇMAK APTAL İŞİ . TÜM GÜZELLİKLERİ YUDUM YUDUM , İÇEREK AZALAN ZAMANIMI MUTLA DOLDURUYORUM.
Ne mutlu ki yaşlanabildim. YAŞASIN YAŞLILIK !
Eşinin ihanetini en son eşler duyar derler . Evet ona inanmış ve güvenmişse evet . Aşağılık ucuz bir davranıştır ihanet . Canın poligami istiyorsa neden evlendin neden çocuk sahibi oldun . Neden ? Çünkü , nankör insan,tatminin tatminsizliğini yaşar İyi niyetli toz konduramaz . Oysa nasıl olsa bir geveze yaratık onu uyandırır . Toplumun olduğu yerde sır yaşamaz . Bu masum ve acı toz konduramamaktır.
Bir de ego toz konduramazlığı var . Benim aslan oğlum bir tanedir Aslana bakarsanız hırçın bir kedidir Bizim aile sarayın domatesçi başı Hazret Yusuf efendiden gelir . Hatta Mekke de...! Bunu teyit için Bit pazarından alınma bir resim bile asılır . Bu da Asalete toz kondurmamaktır ama bu tozu elektrik süpürgesi bile alamaz . Meşhur hikayedir zamanın büyük hırsızı iflah olmadığı için padişah idamını Emretmiş . Son arzusunu sormuşlar. Annemi getirin demiş. Annesine son arzusunun onun dilini öpmek olduğunu duyunca şaşırmış ama dilini uzatmış adam dilini öpeceğine , ısırıp koparmış . Nedeni olarak ta bu dil komşudan çaldığım ilk yumurta için beni savunmasa idi burada olmazdım demiş.
Toz kondurmamakla çevreyi istedikleri kadar susturabilirler ama Homongolos onlarındır.
Birde kendine toz kondurmamak var . Bütün kusurlarına altın varak kaplar size sunar sabrınız ve nezaketiniz derecesinde yutarsınız .
Bu hindilerden biri bir arkadaşın kayınvalidesi idi Kadın bir felaket adı da Sabahat . Bir Garden partide ayakkabısını masa altında çıkarmış tesadüf bu bir böcek ayağını sokmuş . Kadında bir feryat Bu kadar günahkar içinde bu aptal böcek bula,bula beni mi buldu ! Dostum Cüneyt kulağıma eğildi Bu Kadın Sabahat değil kabahat olmalı .dedi gülüştük.
Öz eleştirisi olmayan her zavallı gerçek bir tozla kaplanır ve çağın dışında kalır . Nedir bu saçmalık. kabahat hanım olmak acıdır . Arkanızdan gülerler kendimize ve yakınlarımıza azda olsa tozlu günler dileği ile.
Bit pazarından alınma bir resim bile asılır . Bu da Asalete toz kondurmamaktır ama bu tozu elektrik süpürgesi bile alamaz . Meşhur hikayedir zamanın büyük hırsızı iflah olmadığı için padişah idamını Emretmiş . Son arzusunu sormuşlar. Annemi getirin demiş. Annesine son arzusunun onun dilini öpmek olduğunu duyunca şaşırmış ama dilini uzatmış adam dilini öpeceğine , ısırıp koparmış . Nedeni olarak ta bu dil komşudan çaldığım ilk yumurta için beni savunmasa idi burada olmazdım demiş.
Toz kondurmamakla çevreyi istedikleri kadar susturabilirler ama Homongolos onlarındır.
Birde kendine toz kondurmamak var . Bütün kusurlarına altın varak kaplar size sunar sabrınız ve nezaketiniz derecesinde yutarsınız .
Bu hindilerden biri bir arkadaşın kayınvalidesi idi Kadın bir felaket adı da Sabahat . Bir Garden partide ayakkabısını masa altında çıkarmış tesadüf bu bir böcek ayağını sokmuş . Kadında bir feryat Bu kadar günahkar içinde bu aptal böcek bula,bula beni mi buldu ! Dostum Cüneyt kulağıma eğildi Bu Kadın Sabahat değil kabahat olmalı .dedi gülüştük.
Öz eleştirisi olmayan her zavallı gerçek bir tozla kaplanır ve çağın dışında kalır . Nedir bu saçmalık. kabahat hanım olmak acıdır . Arkanızdan gülerler kendimize ve yakınlarımıza azda olsa tozlu günler dileği ile.
Orhan Veli den uyarlayalım .
HİÇBİR ŞEYDEN ÇEKMEDİ KENDİNDEN ÇEKTİĞİKADAR.
Hayatta nasırdan hiç çekmedim ama kendimden çok çektim . Bir gamsız dostum var yarın kıyamet kopacak deseler .Geleceği varsa göreceği var der .Döner uyur Kendimle çok uğraştığımda bazen onu düşünürüm.
Ben biraz vesveseliyim . Ya geliyorsa diye gece uyumam . Çoluk , çocuğu ve komşuları Nuh’un gemisine koymağa çabalarım . Kendim için değil çevrem için yaparım bunu .
Kendimin sırtını okşamağı çok sevmem kerata şımarmasın diye . Onu her an eleştiriye açık tutarım. Yine de haltlar yer durur. Yüzerken kıyıya paralel ve uzun yüzmek adetimdir ama sağ kolum daha kuvvetli olduğundan paralelin bir kolu biraz eğrilir.Düzeltmek zorunda kalırım . Mantığımla kendime olan muhabbetim de bazen bu hataya düşer . Ben bunun farkındayım ya siz.
Benim meselem önce kendimledir başkalarını eleştirmektense kendimi düzeltmeğe çabalarım. Her konuda masanın iki tarafı benim içindir bir ben bir karşımdaki. Konfiçyus un dediği gibi
ÖNCEKENDİ DAMINDAKİ KAR’ I TEMİZLE SONRA KOMŞUNUN DAMINDAKİNDEN ŞİKAYET ET.
Konuşma arzumun , dinlemekten yana göğsümü sıkıştırdığı anlar kendi kulağıma gönderdiğim nasihatler bazen para etmez.
Bazen de lüzumsuz toleransla susar ve içimdeki alev saçan canavarı davet ederim gelmez olgunluk maskesine saklanır.
EN BÜYÜK DERDİM ZEKAMLADIR . Akıl ve erdem yolu ile bulduğum doğruyu zekam kısa ve kestirmeden halletmeğe ve dolayısı ile dejenere etmeğe çabalar . Bu nedenle bana akıllı dendiğinde mutlu olur zeki , dendiğinde hafifçe burulurum Zekanın kestirmeciliğini sevmem . Devir değişti akıl erdemin yerini her taşın altından kalkan keskin zekalılar aldı demeyin . Bu toplumun bir geçişi bir devre. Osmanlının son döneminde tüm vatanını seven erdemliler Galiçyadan , Çanakkaleye Sarıkamıştan , Yemene şehit oldular . Çoğunlukla köşelerde saklanan işbirlikçi ,kestirmeci ve garip insanların dölü ortada . Geçecek .Türkün erdemlisi sazı eline alacak bir, iki nesil de kestirmeciler kaybolacaktır . Yeni nesiller oldukça iyi yetişiyor.
Beni akıllı , erdemli , saygın ve namuslu diye anlattıklarında kendimi , kendimle başa çıkmış sayarım . Dileğim herkesin aklının ve erdeminin zekası ile başa çıktığı bir toplumun bireyi olmak.
Mutluluk elde etiğinin lezzetine varmakla başlar. Felsefesini severim nice insan tanıdım ki tepelerin ardındaki tepelerle uğraşırken bulundukları tepenin lezzetini kaçırıyorlar. Bir başka gurup da elde edemediklerinin ızdırabı ile kendilerini parçalıyor. Her ikisinin de yaşamı bir acı demeti. Ne kendileri etti rahat ne çevrelerine verdi huzur ! zavallılar .
Tanıdığım bir aile var . Birbirleri ile konuşmaları kavga içinde . Sevgi sözleri bile ben sana bir kere sevmediğimi söyledimmi ha ! İyi bir de dövseydin. Kısaca <Seni seviyorum > diyemezmisin . Bir kere kızını sevip okşadığını görmedim devamlı didikler. Karpuz dalında , gül yetişecek değil ya ! O da öğrenmiş anasını didikler . Tahta çanak hikayesi.
Bir çok zavallı insan tanıyorum kefene girecekler hala ihtiras tramvayında para , pul mal hesabında sanki yukarıda kullanacaklar.
Bir gurupta melankolik hasta ! Mut metre ile satılsaydı neden kilo ile satılmıyor diye mutsuzluk duyacaktı. Bir başkası ise bunu bu fiyata almaya değmez diyerek ondan vaz geçecekti . Ama mutluluk para ile değil bedava akıl karşılığı satılıyor . Onlar bunun farkında değil.
Sevenleriniz varken uyanın . Hayat kaçıyor iki metre kefen kapıda sizi bekliyor yarın mutlu olurum yok . Çünkü belki yarın yok .
Birde bizim meşhur iyimser POLLY ANNA nın şu sözünü severim.
Uyan tatminsiz yarim sabahlar oldu.
Her güzelin sesi uzaktan hoş geliyor. Kanımca ün yapmış veya tren kaçmışken arzuladığınız bir çok güzel ele geçseydi eldekinden beter olurdu.
Bir çok evliliğin elma kurdu olan para ve kırk yaş sendromundan gayrı elde etmiş olmanın rahatlığı ve çevresel kıskançlık yıkıcı oluyor. Evliliğin almak değil vermek olduğunu bilmeyenler . Sevgiyi unutup Ben buna mı layığım ? diye başlayan bir roman yazılır. Zavallı gafil insan iki değişkenin beraberliği özveri ister , bu sende yoksa elli tane alsan sonuç olamaz.
Böylelerine derim ki Tanrıya bir metupla nasıl bir eş istediğine dair sipariş yaz . İki yıla varmadan beklentilerin değişecek ve Affet Tanrım diyerek siparişte unuttuğunuz kısımları ekleyeceksiniz çünkü değişen sizsiniz . Bunun yerine her iki taraf karşıdakinin istediği atmosfer için çabalarsa olay biter. Her yüzük takışımda şunu söylerim evlilik , sevgi ipliği akıl danteli ile her ikinizin müşterek işlediği bir dantel gibidir aynı ahenk ve aynı motiflerle işlemeli . Bir ilmek bile kaçsa müşterek gayretle motif bozulmamalıdır. EVLİLİKTE KERAMET VARDIR BİR APTAL SÖZ KERAMET BEKLEYEN SEFALET BULUR KERAMET SEVGİDE VE ÖZVERİDEDİR.
Bence başkalarının size acıması düşebileceğiniz en acıklı durumdur. Başkasına yalnızca acıyan ve el vermeyen insan kendini tatmin etmeğe çalışan kendisi o durumda olmadığına sevinen insandır.
Başka birine acımak ! Bunu çevrede reklam mevzuu yapmak . A cımayıp tekmelemektir. Masonların bir deyişi vardır yardım yapanı mağrur yapılanı mağdur etmemeli .
El vermeyen acıma mağdur eder . Anlat derdini rahatla meraklının deşme cümlesidir . Dost cümle Derdini el ,ele nasıl çözeriz dir. Başkalarını derdine ağlamak onların yüreğine melankoli dağlamak dostluk mudur .?
Dost el verir omuz verir ve belli etmeden yarayı sarar. Aynı terane ile bitirelim . Acıyanlarınız olmaması dileği ile.
En korktuğum şey çok üzüntülü veya çok sevinçli İken karar vermek. Hiç sağlıklı olmuyor. Bu zaman İnsanın adrenalin seviyesi zirvede olduğundan hata yol arkadaşınız.
Gerçek karar vermek için fikri yeterli süre bekletip soğutmak gerek. Bu soğutma devresi yemekteki pişirme devresi gibidir . Fazla beklerseniz yanar ve yenmez olur. Çok soğuyan iyi bir fikirde enerjisini kaybeder . Kullanılmaz olur . İş hayatında kaçan ve kullanılan fikir başarınızı etkiler ama hayatta sizi sarsabilir.
Başkaları adına karar verebilecek binlerce meraklı vardır. Bu çılgın mesuliyeti başkasına verebilir veya alabilir misiniz ? Kız kardeşim güzel biri olduğu için arkadaşlarımdan bir çoğu onunla evlenmek istedi . Ben ve annem isteyenlerin çok iyi koca olacağından emindik ! O kendi seçtiği ile evlendi ve kocası çok iyi seçim . Bize iyi aday gelenlerse bir felaket ! Ya biz karar verseydik . Tabiatı ile her
genç karar iyimidir soğutulur ve irdelemesine zaman tanınırsa evet. Kardeşimi kararını kabul için bir yıl nişanlı kalmasını evliliğe kadar olan zamanda adayı irdelemesini istedim. O Başardı .
Karar vermek elbise almak gibi ani olursa pazarda Veya çarşıda ilk gördüğünüz elbiseyi alırsanız. Çok büyük bir hata yapabilirsiniz . Daha ileride daha güzel ve size daha çok yakışanı olabilir.
Bir de otuz , kırk yaş sendromunu yaşadığınız söylendiği zamanlarda alacağınız kararların tümü yanlışlar la doludur . Elde edemediklerinize , hayat kaçırdıklarınıza ve kendinize acıyıp başta eşler olmak üzere tüm çevreyi suçladığınız kendinizi Apollon katına koyduğunuz devredir . Katil bir devredir .Tehlikeli bir şekilde sizi ve çevrenizi tahrip eder.
Danışmak bir yoldur . Bir kişiye değil . Bir beyin fırtınası toplantısı yapacak kadar çok kişiye ve Pozitif yüklü insanlara NEGATİFLER MEZAR KAZICIDIR . Hayatınız boyu iyi kararlarla dolu olsun.
Bu kelime eski bir kelime aynı kuvvette eş anlam yok. SEVĞİ İLE SOKULUYORMUŞ GÖRÜNÜP kullanan.! Bu insanlar için toplum ikiye ayrılır Kullanışlılar , kullanışsızlar . İkinci kategori kurtuldu. Ama birinciden iseniz yandınız . Bu insanlar göz kapağınızı açıp kapamanızdan bile istifade ederek oraya bir bedava jeneratör takıp onu kullanacaktır . Kullanmaları yetmez birde çevrelerine kullandırtıp hava yaparlar . Bu tarz asalaklara düştü ise yandınız . Sarmaşık dibi sarar sülük gibi emerler. Bir insan la bir vampir arası yaratık. Kan emerken takdir morfini ile uyuşturup acı duymamanızı sağlar. Evine gittiniz ! Yahu şu çerçeveyi asamadım acaba.. İki dakika boşsan şu senin arabaya atlayıp çarşıya ... ! Bende bozuk kalmamış sen de var mı ? Cilveli kadınsa Hayatım ben Kazık Barı özledim orada buluşalım mı ? Yazlıkta iseniz yandınız ! Komşuları toplayıp giriş anahtarı bir kilo et alıp haftalık oda kahvaltı değil tam pansiyon yerleşirler . Buz dolabınızda bira kalmadığını bilip; Canım varsa bir soğuk bira versene.Eğer nezaketiniz ar damarınız patlatmadı ise gider alırsınız. Onu da daha soğuk yokmuydu? diye sorarlar. Kaza ile gidilen ev sahibi istismarcı ise çiçek dikmekten tamirata kadar kullanılırsınız . Bunları hissedip bu tarz insanlarla beraber yaşıyorsanız. Kendinizi sömürtmüyorsanız yandınız . Adınız tembel veya cimridir. Tanrı sizi bu vampirlerden korusun .Çevre bunları çoktan TANIYOR . BELKİ Siz geç kaldınız
Aslında arkadaşlık ve akrabalık bedene dar gelen bir elbise gibi sıkmağa başladı mı çıkartılmalı. Bir an evvel kurtulmalı . Ayağınızı sıkan ayakkabı ile bunca meşakkatli yolculuk niye?
Öz veri , anlayış ve sevgi çiçekleri ile karşılıklı bir ahenk içinde anlaşan özdeşleşen dostluklar yaşam için geçerlidir.
Yaşatmağa çalıştığım ve Arap sabunu paketi sıkmışca elime bulaşan bu tarz ilişkileri taşıdığım zamana pişmanım.
Tanrı bir birini seveni sever . Tek yönlü aşk ızdırap verir. Eğer bir akraba veya arkadaş ziyaretinden kırık bir gönülle ve yorgun dönüyorsak veya bir misafir gittiğinde seviniyorsak ne için taşırız bu külfeti indiriverelim gitsin .
Bütün diğer yorumlar laf kalabalığıdır . Aman ve Gönül hırsızlığıdır . Bir konuda dikkatli olun sildiğiniz kişi gerçekte sizi seven bir kişi olmasın başımdan geçti . Bir sevgili bir doktor arkadaşım onu kullandığımı düşünüp karşı kaldırım yolcusu oldu . Karşılıksız aşk ızdırabı yaşıyor ve zamanın ona hakikati anlatmasını bekliyorum.
Gerçek zamanınız sizi sevenlere aittir. Sentetiklere değil . Ama sevenleri iyi tespit gerek, TEPKİ
Eski bir Latin atasözü şöyle der. SEVDİĞİM İNSANLARA KIZABİLİRDİM ŞAYET SEVMEK BANA MAHZUN DURMAĞI ÖĞREYMESEYDİ
Bu olgun bir ruhun ifadesi . Geçliğimde tepkileri çok kuvvetli ve gri si olmayan bir yapıya sahip olduğum için mahzunluğum hep tepkilerimden sonra geldi,
Yaşlanınca da tepkilerimi o kadar azaltıp itidal zırhını o kadar fazla kullanmağa başladım ki bu Beni yakın çevrem için kullanışlı kıldı . Artık ÖFKEYİ NÜKTEYE , NÜKTEYİ SEVGİYE kadar fazla çeviriyorum ki film mutlu bitmesine rağmen içimde bir eziklik ve kullanılmışlık duygusu doğuyor.
Deneyimleri atak karşılamadıkça pozitif atak şansım artıyor . Tepkili motor çağında tepkisiz olmak imkansız . Bu nedenle başka tepkilerden korunmak gayesi ile de Jet motorunun alev çıkan kısmında durmamak gerek.
Tepki duymayan vurdum duymaz veya tepen katır ikisi de tehlike dozu ... İp aklınızı elinde . TEPKİ TEPENİ TEPER TEPKİSİZLİK İSE GÖSTERENİ EZER.
Bektaşilerde iki deyiş vardır. Bunlar;
O DA GEÇER ve GEÇ BİLE KALDIN .
İçimde doğan çok güzel bir fikir zamanlamanın iyi yapılmaması nedeni ile paslanıp ölü doğuyor.
O zaman GEÇ BİLE KALDIN diyorum
Bir çok üzüntüm o an öldürecek kadar acı gelirken Zamanın süngerini bekleyip;
O DA GEÇER diyorum.
Her bahar doğa ya , sevdiklerime yeterli zaman Ayırmadığımı hatırlayıp;
GEÇ BİLE KALDIN diyorum.
Feleğin , kaderin ve hatalarımın cilveleri yüreğimi deldiğinde;
O DA GEÇER diyorum.
Her tatil ve her ölümde yaşamağa daha çok zaman Ayıracağım diyerek bunu gerçekleştirmediğim de
Ulaşamadığım hedef ve ünvanlar , çok kırıldığım insanlar , kazanamadığım yetenekler, beni derince dağladığında kulağımda o ses;
Tanrının verdiği nimetleri yeterli tatmadığımı Düşündüğümde o ak sakallı dede ;
GEÇ BİLE KALDIN diyor.
Bir tek çok yakının ölümünde bir şiirimde dediğim gibi ; O geçiyor DA geçmiyor.
Hayatta her duygudan kendimce pay aldım . Bir tanesinin tadına yeni varıyorum DİNLEMEK !
Daha genç iken bende terine bir kulak iki ağız vardı Hatta üç ağız, bir kulak. Şimdi bile bu sayıdan çok emin değilim . Hele dalıma basılıp keçileşmişsem asla ... Bin ağız sıfır kulak.
Söyleyip pişman olduklarım söylemeyip sindirdiğim sözlerden çok fazla .
Toplumumuzda bir çok liderler dahil sayısız insan dinleyebilmenin nimetini bilmediklerinden . Sayısız hata işliyor . Tüm hayatı ise Amerika yı yeniden keşfetmeğe çalıştığından fatura ödemekle geçiyor.
Çevreme bakıyorum . Duygusallığın , hassasiyetin nezaketin paspas olduğu yerde geçim yorgunu bu kadersiz toplulukta incitmeler, incinmeler dolu dizgin çünkü kimse birbirini dinlemiyor .
Dinlemekle , dinler görünmek arasında da fark var. Dinler görünürken kendimizi ve toplumu haşince aldatıyoruz. Bazı tipler daha dinlerken ne cevap vereceğinin heyecanı içinde aldanırlar siz tabak derken o kabak der. Bazen dinlerken anlamayanlar vardır. Özledim bütün gün seni dersiniz . Cevap Acıdır. Ne yaptık oynadık mı , bütün gün çalıştık der . Ben ise dinlerken dinlediği anti tezi SENTEZ yapana bayılırım o erdemlidir . Bu çok bilenler sofrasında kendine hayran bir çok insan olduğu ve dinlemeye kendini kilitlemiş bir sürü bilge olduğu gerçek ama bu insanlar için taşıyacağımız en güzel duygu acımak.
Malum bu çağda dinlemeyen duraklayan yerinde kalıyor. BİN KULAK BİR AĞIZ DİLEĞİ İLE.
Bir zamanlar mutlu iken aşık olduğum bir duygu! Şimdilerde ise buruk acı veren bir üretken . Şimdi ise sadece korku veren garip bulantı.
Kırlarda iken yalnız değilim . Doğanın tüm eserleri benimle. Yazarken yalnız değilim . Düşüncelerim benimle. Resim yaparken yalnız değilim . Renkler benimle.
Uyandığımda yalnızım . Anılar benimle. Bıkkın bir duygu . Kalabalık ailelerde yaşadım. Baba ocağı ve sonrası kahkaha yoldaşım oldu . Şimdi Cahit Sıtkı Tarancı’nın söylediği;
SEVDİĞİMİZ DOSTLARLA DA YOLLARIMIZ AYRILDI BİR,BİR GİTTİKÇE ARTIYOR YALNIZLIĞIMIZ.
satırlarını iyi anlıyorum . Televizyonun sesine , bir kadehe sığınmak yetmiyor. Havayı paylaşmak evde Bir nefes duymak istiyorum. Bazen kendime telefon edesim geliyor. Bunalıyorum. BİR GÜN SİZİN DE BAŞINIZA GELMEDEN BU GÜN BİR İYİLİK YAPIN BİR YALNIZA ULAŞIN . Yalnız günleriniz olmaması dileği ile.
Bir kısmımız var ki ÇALIŞMAK YAŞAMANIN GAYESİ GİBİ durmadan dinlenmeden çalışırız. Tüm dünya nimetlerini göz ardı eder bunları bir ansızın terk edeceğimizi unutur yaşamayı yarına bırakırız . Hırsla ihtirasla tırmanmağa devam ederiz.
BİR KISMIMIZ VAR Kİ YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK GEREKTİĞİNİ UNUTUR TANRIDAN BİR LUTUF BEKLERİZ .
Her ikisi de kış uykusu. Yaşamayı unutan kişi insanlık vasıflarını unutur. Mekanikleşir. Çalışmayı unutan kişi için verilecek ilan ise ELİM BİR KAYIP ilanıdır. Çalışabilmek aslında iyi kullanılırsa dost bir duygudur. Özgüven tazeler. Ne yazık ki ülkemizde ellilerden sora sizdeki değerlere kimse bakmıyor . Size balık tutmak düşüyor. Ben bu duyguları sanat ve genç dostlarla aşmağa çalışırken toplumun bir kesimi mezar kazıyor . Çalışmadan yaşamak ne kadar zor ise YAŞAMADAN ÇALIŞMAK O DENLİ SAÇMA.
← Önceki bölüm · Bölüm 2 / 2
Yaşlandıkça , tanıdıkça insanları kedini piramidin tepesindeki taş gibi yalnız hissediyor insan. Ölüm yoldaşları ayıklıyor . Öksüzleşiyor insan . Çölde Ay ışığının aydınlattığı tek kaktüs gibi dikenli ve yalnız kalıyor yaşlı.
Nostaljisini anlamayan torununa , kendi emsaline artık ölüm yaşı gelmişti diyen evladına kırgınlık duyuyor kirpileşiyor . Kirpileştikçe yalnızlaşıyor. Yalnızlaştıkça kirpileşiyor . Bir kısır döngü aç, açabilirsen. Ayrıca illet yarı kültürlülerin yaşlı moruk muamelesi çıldırtıyor insanı . Bir bastonlu nineyi park yerinde ağır davrandığı için itekleyen moruk evinde otur...! diye homurdanan şoförü derin acı ile izledim . Babama kırgınım diye onu aç sefil bırakan paparazzilerde görünmek için milyarlar harcıyan şarkıcı mı olduk . Bu denli düştü mü bu toplum. Onlar asla geçmeyecek mi bu tünelden. Geçmeyecekse nerede olacaklar ?
Oysa geç enerjisi yaşlı tecrübesi ile birleşirse neler olmaz . Bana dünya nimetlerini anlatan bakarken görmeği öğreten annemle, babam arasında mutlu mekikler dokumaya çalışan lavanta kokan büyük Büyük annemi anımsıyorum . Hayatımda ilk manileri ondan ilk sıla hasret türkülerini ondan dinledim. Peki berbat yaşlılar yok mu ? Bir ton. Bir çoğunu tanıdım hastalık hastası , bir çoğunu tanıdım mut düşmanı. Onlardan bahsetmiyorum. pamuk saçlı pamuklardan bahsediyorum.
Gençlerde aynı musibetleri taşıyan yok mu ? Biz onları da gündem dışı tutuyoruz . Senelerce ayda bir hafta sonunu , yaşlı dostlarıma unutmaya başladıkları İstanbul nimetlerini yaşattım çoğu o günü mutla çeken mutluluk tiryakisi oldu ve ben onlardan çok şeyler öğrendim . Bence akıllılar için ; yaşlı, gencin , genç yaşlının tecrübe ve mut anahtarıdır . Londra metrosunda bir telefon reklamı vardır .Bu gün güzel bir şey yapın anne ve babanızı arayın . Yarın arayamaya bilirsiniz. Anne ve babanız nicedir telefonda veya kapıda bir sürprizle sizi kucaklamadı Uyanın belki de vaktiniz kalmadı . Ben çok özlüyorum ama yoklar.
KIRGINSANIZ BİLE ARAYIN HER ZOR KİLİT KOLAY BİR MAYMUNCUKLA AÇILIR: O DA BİR ADIMDIR ATIN ADIMINIZI.
Onlar yoksa bir evladı aramayanı sevindirin.
Hayat bu başlıklarla bitmedi . Sizi başkalarına Sunacak bir yığın başlık ve birer maymuncuk bekliyor . Kağıt , Kalem sizden. Saygılarımla
DENEMELER ERDAL URAN
Hover here, then click toolbar to edit content